Çünkü bu basit bir ateş ve boğaz ağrısından ibaret olmayabilir. El-Ayak-Ağız Hastalığı olarak bilinen, insandan insana direkt temasla bulaşan bu hastalık çoğunlukla 5 yaş altı çocuklarda, ateş, ağız içinde yara, el ve ayaklarda döküntü ile kendini gösteriyor ve sıklıkla ateş, iştahsızlık ve boğaz ağrısı ile başlıyor. Konak Hastanesi Gebze Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Özkamer hastalığın belirtileriyle ilgili şunları söylüyor; “Hastalık sıklıkla ateş, iştahsızlık ve boğaz ağrısı ile başlar. Ateş başladıktan 2-3 gün sonra, ağızda ağrılı, ülseratif döküntüler meydana gelir. Deri döküntüsü 1-2 gün sonra gelişir. Ayak tabanı ve el ayalarında meydana gelen kırmızı döküntüler halinde başlar, daha sonra su toplar. Nadiren döküntüler dizlerde, dirseklerde, kalçada veya genital bölgede olabilir” yorumunda bulundu.“SUSUZ KALINMASINA DİKKAT EDİLMELİ”
Özellikle bebeklerin ağızdaki yaralardan dolayı yutma güçlüğü yaşayıp susuz kalabileceğine dikkat çeken Dr. Özkamer, “Bu nedenle bebeklere bol sıvı verilmeli, çorba, muhallebi ve yoğurt gibi serin yiyecekler ile beslenmelidir.” diyor. Bülent Özkamer hastalığa neden olan virüslerin burun ve boğaz bölgesine yerleştiğini, ayrıca gaitada ve döküntülerin içindeki sıvılarda bulunduğunu, bu sebeple dışkı, oral yolla ve lezyonlara direkt temasla insandan insana bulaşabildiğini belirtiyor. Ancak bu hastalıkta, hastaların hepsinde belirtileri görülen tüm döküntüler birden olmayabiliyor. Dolayısıyla birçok erişkin, hiç belirti oluşmadan, hastalığı taşıyabiliyor. Tüm bunlar göz önünde bulundurularak; Hasta ile temastan kaçınmak, El temizliğine dikkat etmek, Özellikle tuvalet kullanımı sonrası veya bez değiştirdikten sonra mutlaka el yıkamaya özen göstermek, Oyuncaklar da dahil olmak üzere, çocukların kullandığı tüm malzemelerin temizliğine dikkat edilmek, Hastalarla yakın temastan (öpüşme, sarılma gibi…) kaçınmak, Ortak tabak, bardak kullanmamak gerekiyor. “10 günlük bir sürede hastalık kendiliğinden geçiyor” Hastalığın henüz kendine özgü bir tedavisi bulunmadığını; viral bir hastalık olmasından kaynaklı da antibiyotiklerin bir faydası olmadığını belirten Özkamer şunları ekliyor: “Hastalığa henüz bir aşı geliştirilmiş değil. Ancak ebeveynlerin endişeye kapılmasına gerek yok çünkü hastaların yakınmalarını azaltmak için ağrı kesiciler ve ağız yaralarına karşı çeşitli ilaçlar faydalı oluyor. 1 hafta, 10 gün içerisinde ise hastalık seyrini tamamlayarak kendiliğinden düzeliyor”
Özellikle bebeklerin ağızdaki yaralardan dolayı yutma güçlüğü yaşayıp susuz kalabileceğine dikkat çeken Dr. Özkamer, “Bu nedenle bebeklere bol sıvı verilmeli, çorba, muhallebi ve yoğurt gibi serin yiyecekler ile beslenmelidir.” diyor. Bülent Özkamer hastalığa neden olan virüslerin burun ve boğaz bölgesine yerleştiğini, ayrıca gaitada ve döküntülerin içindeki sıvılarda bulunduğunu, bu sebeple dışkı, oral yolla ve lezyonlara direkt temasla insandan insana bulaşabildiğini belirtiyor. Ancak bu hastalıkta, hastaların hepsinde belirtileri görülen tüm döküntüler birden olmayabiliyor. Dolayısıyla birçok erişkin, hiç belirti oluşmadan, hastalığı taşıyabiliyor. Tüm bunlar göz önünde bulundurularak; Hasta ile temastan kaçınmak, El temizliğine dikkat etmek, Özellikle tuvalet kullanımı sonrası veya bez değiştirdikten sonra mutlaka el yıkamaya özen göstermek, Oyuncaklar da dahil olmak üzere, çocukların kullandığı tüm malzemelerin temizliğine dikkat edilmek, Hastalarla yakın temastan (öpüşme, sarılma gibi…) kaçınmak, Ortak tabak, bardak kullanmamak gerekiyor. “10 günlük bir sürede hastalık kendiliğinden geçiyor” Hastalığın henüz kendine özgü bir tedavisi bulunmadığını; viral bir hastalık olmasından kaynaklı da antibiyotiklerin bir faydası olmadığını belirten Özkamer şunları ekliyor: “Hastalığa henüz bir aşı geliştirilmiş değil. Ancak ebeveynlerin endişeye kapılmasına gerek yok çünkü hastaların yakınmalarını azaltmak için ağrı kesiciler ve ağız yaralarına karşı çeşitli ilaçlar faydalı oluyor. 1 hafta, 10 gün içerisinde ise hastalık seyrini tamamlayarak kendiliğinden düzeliyor”









