Gebze Yeniçarşı girişinde toplanan grup sloganlar eşliğinde Kent Meydanı’na yürüdü. Eğitim-Sen, CHP, ÖDP, EMEP, Emekli-Sen, HDP ve çeşitli STK temsilcilerinin katıldığı yürüyüşte Eğitim-Sen Gebze Şube Başkanı Güngör İrdem basın açıklaması yaptı. İrdem yaptığı açıklamada, “Ülkenin her yanından ağıtlar yükseliyor, kentler, yaşam alanları kuşatılarak çatışma ve katliamlarla, ülke adım adım savaşa sürükleniyor. Gençlerin, yoksulların kanının aktığı, analarımızın gözyaşının kurumadığı, halklarımızı geri dönülmez biçimde kaosa sürükleyen bu gelişmelere seyirci kalınamaz. Özellikle 7 Haziran seçimlerinden sonra, iktidarını korumak, yeni baskıcı, otoriter bir sistem kurmak için savaş ve çatışmalardan medet uman siyasi iktidar içeride ve dışarıda savaş konseptini tırmandırarak yükseltmeye başladı. Buna istinaden de Türkiye’de barış düşmanları, savaşa tapanlar birleşmiş durumdalar” dedi. 52 KEZ SÜRESİZ VE GÜN BOYU SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI
Sokağa çıkma yasaklarına değinen İrdem, “Güneydoğu’da yaşananlar tüyler ürperticidir. Aylardır tanık olduklarımız vahşet boyutlarındadır. Toplam 1 milyon 300 bin kişinin yaşadığı 17 ilçede toplam 52 kez süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasakları ilan edilmiştir. Şimdi artık hesabını tutamayacağımız kadar sokağa çıkma yasakları çoğaldı. Sokağa çıkma yasakları ilan edilip üzerine operasyon yapılan, elektriksiz, susuz kalan, açlık tehlikesiyle burun buruna gelen, evleri kurşunlanan, bombalanan, keskin nişancıların hedefi olan hatta yakınlarını yitiren insanlarımızı çok daha büyük tehlikeler beklemektedir. Devlet, yaklaşık 3 bin 800 öğretmeni savaş boyutundaki operasyon öncesi hizmetiçi eğitim adı altında ilçelerden çıkarırken 40 bin öğrenciyi kaderlerine terk etmekle ve sağlık emekçilerini hastanelere hapsetmekle çok tehlikeli bir mesaj vermiştir” şeklinde konuştu.BU TOPRAKLARDA KİMSENİN ÖLMESİNİ İSTEMİYORUZ
Kaos ortamından kurtulmanın yollarını İrdem, “Duymayan kulaklara, görmeyen gözlere de sesleniyoruz; Bu topraklarda kimsenin ölmesini istemiyoruz. Sendikalar olarak, meslek örgütleri olarak, demokratik kitle örgütleri olarak biz barışın tarafındayız. Görevimiz, insanlarımızın öldürülmesine seyirci kalmak değil, insanları yaşatmaktır! Bu iktidarın demokrasiye tahammülü yoktur. Yok ederek, yok sayarak, kırarak, ezerek, dökerek sorunları bitirmek, muhalefeti sindirmek istemektedir. Oysa çözümün ne olduğunu herkes biliyor. Çözüm, evrensel bir hak olan insan haklarının tanınması, temel sorunlarda demokratik çözüm için acil adımlar atılmasıdır. Çözüm, herkesin diline, kültürüne, doğasına özgürce sahip olmasıdır. Bunun bahşedilen bir lütuf değil bir ülkenin zenginliğinin açığa çıkması olduğunun herkesçe anlaşılmasıdır çözüm. Kısaca çözüm, Türkiye’nin gerçek bir demokrasiye kavuşmasıdır” ifadeleriyle açıkladı. Yapılan basın açıklamasının ardından grup olaysız bir şekilde dağıldı.
Sokağa çıkma yasaklarına değinen İrdem, “Güneydoğu’da yaşananlar tüyler ürperticidir. Aylardır tanık olduklarımız vahşet boyutlarındadır. Toplam 1 milyon 300 bin kişinin yaşadığı 17 ilçede toplam 52 kez süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasakları ilan edilmiştir. Şimdi artık hesabını tutamayacağımız kadar sokağa çıkma yasakları çoğaldı. Sokağa çıkma yasakları ilan edilip üzerine operasyon yapılan, elektriksiz, susuz kalan, açlık tehlikesiyle burun buruna gelen, evleri kurşunlanan, bombalanan, keskin nişancıların hedefi olan hatta yakınlarını yitiren insanlarımızı çok daha büyük tehlikeler beklemektedir. Devlet, yaklaşık 3 bin 800 öğretmeni savaş boyutundaki operasyon öncesi hizmetiçi eğitim adı altında ilçelerden çıkarırken 40 bin öğrenciyi kaderlerine terk etmekle ve sağlık emekçilerini hastanelere hapsetmekle çok tehlikeli bir mesaj vermiştir” şeklinde konuştu.BU TOPRAKLARDA KİMSENİN ÖLMESİNİ İSTEMİYORUZ
Kaos ortamından kurtulmanın yollarını İrdem, “Duymayan kulaklara, görmeyen gözlere de sesleniyoruz; Bu topraklarda kimsenin ölmesini istemiyoruz. Sendikalar olarak, meslek örgütleri olarak, demokratik kitle örgütleri olarak biz barışın tarafındayız. Görevimiz, insanlarımızın öldürülmesine seyirci kalmak değil, insanları yaşatmaktır! Bu iktidarın demokrasiye tahammülü yoktur. Yok ederek, yok sayarak, kırarak, ezerek, dökerek sorunları bitirmek, muhalefeti sindirmek istemektedir. Oysa çözümün ne olduğunu herkes biliyor. Çözüm, evrensel bir hak olan insan haklarının tanınması, temel sorunlarda demokratik çözüm için acil adımlar atılmasıdır. Çözüm, herkesin diline, kültürüne, doğasına özgürce sahip olmasıdır. Bunun bahşedilen bir lütuf değil bir ülkenin zenginliğinin açığa çıkması olduğunun herkesçe anlaşılmasıdır çözüm. Kısaca çözüm, Türkiye’nin gerçek bir demokrasiye kavuşmasıdır” ifadeleriyle açıkladı. Yapılan basın açıklamasının ardından grup olaysız bir şekilde dağıldı.






