Projenin yerleşim alanlarına yakınlığına dikkat çeken Çiler, yatırımın tarım, hayvancılık ve turizm faaliyetlerinin sürdüğü bir bölgede planlandığını vurguladı. Tesisin, Türkiye’nin önemli spor alanlarından biri olan Kartepe Hipodromu’na yaklaşık 2,5 kilometre, Kocaelispor’un maçlarını oynadığı Kocaeli Stadyumu’na ise yaklaşık 8 kilometre mesafede bulunduğunu belirtti. Demir-çelik sektörünün çevresel etkilerine değinen Çiler, hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki sonuçlarına ilişkin bilimsel verileri hatırlattı. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) partikül madde için belirlediği sınır değerin 15 mikrogram olduğunu ifade eden Çiler, Kocaeli’de bu değerin 45 ila 91 mikrogram arasında ölçüldüğünü söyledi. Azot dioksit seviyesinin ise olması gereken 10 mikrogram yerine bazı bölgelerde 77 mikrograma kadar çıktığını belirten Çiler, hava kirliliğinin akciğer kanseri, KOAH ve solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı ölümlerde önemli bir risk faktörü olduğunu dile getirdi.
İTHAL HURDA VE RADYOAKTİVİTE UYARISI
Proje kapsamında kullanılacak hurda malzemenin yaklaşık yüzde 70’inin ithal edileceğinin ifade edildiğini aktaran Çiler, uzmanların bu hurdalarda radyoaktivite tespitinin her zaman mümkün olmayabileceğine dikkat çektiğini söyledi.
Çiler, “Bu riskleri kim üstlenecek? Kartepe’nin çocukları mı, çiftçileri mi?” diyerek projenin çevresel ve sağlık boyutunun detaylı biçimde incelenmesi gerektiğini vurguladı. Kartepe’nin yalnızca bir sanayi bölgesi olmadığını belirten Çiler, bölgenin aynı zamanda önemli bir turizm ve tarım merkezi olduğuna işaret etti. Kartepe Kayak Merkezi, yaylalar, ormanlar ve Sapanca Gölü ile dört mevsim ziyaretçi ağırlayan bölgenin küçük işletmeler ve esnaf için sürdürülebilir bir gelir kaynağı sunduğunu ifade etti. Ağır tonajlı araç trafiği, su kaynaklarının korunması ve çevresel kirlilik konularında ciddi soru işaretleri bulunduğunu belirten Çiler, projenin tarım ve hayvancılık faaliyetlerini de olumsuz etkileyebileceğini savundu.
“ÖZEL ENDÜSTRİ BÖLGESİ SÜRECİ ŞEFFAF DEĞİL”
Projenin “özel endüstri bölgesi” ilan edilme sürecine de değinen Çiler, planlama ilkeleri, imar hiyerarşisi ve kamu yararı açısından sürecin şeffaf yürütülmediğini öne sürdü. Alanın mülkiyet yapısına ilişkin de dikkat çekici unsurlar bulunduğunu ifade etti. Anayasa’nın 56’ncı maddesini hatırlatan Çiler, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu belirterek, “Biz sanayiye karşı değiliz. İnsan sağlığını ve doğayı hiçe sayan üretim anlayışına karşıyız” dedi. Çiler, yer seçimi, çevresel etkiler, insan sağlığına muhtemel zararlar, planlama süreçleri, turizm ve kırsal ekonomi üzerindeki etkiler ile kamu yararı ilkesine uygunluğun tüm yönleriyle incelenmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep ettiklerini açıkladı. “Kartepe’nin bereketli toprağına zehir değil umut düşsün istiyoruz. Mesele yalnızca bir tesis değil; mesele nefes alma hakkıdır, mesele Kartepe’nin kimliğidir, mesele gelecektir” diyen Çiler, projeye karşı çıkan vatandaşlara destek mesajı verdi.





