Gebze'de 29 Ekim sabahı 7 katlı Arslan Apartmanı'nın çökmesi sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetmiş, olayın ardından çevredeki 24 bina tedbir amaçlı boşaltılmıştı. Kamuoyunda, çöküşün bölgede devam eden metro inşaatıyla ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceği yönünde tartışmalar gündeme gelmişti. Söz konusu iddialar, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 2026 yılı bütçe görüşmeleri sırasında CHP Kocaeli Milletvekili Nail Çiler tarafından Bakan Abdulkadir Uraloğlu’na yöneltildi. Çiler, “Gebze metrosu nedeniyle tahliye edilen binalar var. 24 bina boşaltıldı, 55 işyeri kapatıldı. Ölenler var. 20 gündür neden bir açıklama yapılmadı?” sorusunu yöneltti.

“HİÇBİR ÇATLAK YOK”
İddialara net bir yanıt veren Uraloğlu, çökme ile metro inşaatı arasında herhangi bir ilişki olmadığını ifade ederek, “Metroyla hiçbir ilgisi yok, bu kadar net söyleyeyim. Hiçbir deformasyon yok, çatlak yok, hiçbir şey yok” dedi.
21 BİNA RİSKLİ YAPI ÇIKTI
Öte yandan, boşaltılan binaların durumuna ilişkin değerlendirme Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından daha önce kamuoyuyla paylaşılmıştı. Kurum, Adıyaman’da katıldığı canlı yayında yaptığı açıklamada 24 binadan 21’inin “riskli yapı” olarak tespit edildiğini belirtmişti. Kurum, incelemelerde binaların yapım yılı, kullanılan teknik ve yıllar içindeki yıpranma düzeyinin dikkate alındığını ifade ederek, bölgede örnek bir kentsel dönüşüm çalışması başlatmayı hedeflediklerini söylemişti. Kurum ayrıca, riskli olduğu belirlenen yapıların dönüşüm sürecinde vatandaşların mağdur edilmeyeceğini, taşınma ve kira yardımı sağlanarak güvenli yapılaşmanın destekleneceğini vurgulamıştı.
KAMUOYU NET AÇIKLAMA BEKLİYORDU
Bakan Kurum’un açıklamasının bir televizyon programında gelen soru üzerine yapılması, Gebze kamuoyunda yeterli bulunmamıştı. Çok sayıda aileyi ve iş yerini ilgilendiren süreçle ilgili net ve doğrudan bir açıklama talep edilirken, metronun etkisine dair tartışmalar da güncelliğini koruyordu. Bakan Uraloğlu’nun Meclis’te yaptığı açıklama, bu tartışmalara yönelik ilk resmi ve kesin değerlendirme olarak kayıtlara geçti.







