Depreme psikolojik hazırlık da önemli

Elazığ Sivrice meydana gelen ve Malatya’yı da etkileyen deprem ardından Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan psikolojik ve zihinsel hazırlık konusuna dikkat çekti. Böylesi doğal afetlere karşı fiziksel önlemlerle birlikte psikolojik ve zihinsel olarak da hazırlıklı olunması gerektiğini vurgulayan Tarhan, özellikle çocuklara her şeyin kontrol altında olduğunun hissettirilmesi gerektiğini söyledi.

Depreme psikolojik hazırlık da önemli
28 Ocak 2020 - 09:22

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Elazığ ve Malatya’yı etkileyen depremin psikolojik etkileriyle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Deprem anında bireyin stres yaşamamasının anormal olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Böyle durumlarda biz stres var panik yok diyoruz. Bir stres olacak ama kontrol edilmesi gerek. Kontrol edilebilen stres kişiyi zarardan, tehlikeden korur, yapabileceği şeyleri daha sağlıklı yapmasına yardım eder, karar vermesini kolaylaştırır ama kontrol edilemeyen stres aşırı tepkilere sebep olur” dedi. Tarhan sözlerine şöyle devam etti; “Psikolojik sağlamlığı olmayan kişiler stresi kontrolsüz ve panik şeklinde yaşıyorlar. Psikolojik sağlamlık, doğuştan gelmiyor sonradan kazanılıyor sonradan öğreniliyor. Deprem bir krizdir depreme karşı psikolojik sağlamlığın olması için kriz planının olması gerekir. Evde otururken burada deprem olursa ne yapmam lazım, deprem olursa çocuklarıma nasıl sahip çıkmam lazım, deprem olursa kendime en uygun yer neresi ise orayı hazırlamam lazım, deprem çantam gerekiyor mu gerekmiyor mu gibi soruları sorulmalıdır. Bunları yaparsa kişi depremle ilgili hazırlığı olduğu için daha rahat olur panik yapmaz. Davranışlarını daha sağlıklı ve otomatik şekilde ortaya çıkarabilir. Bu bütün krizler için öyledir. Kriz müdahalesinin temel prensibi önceden hazırlıklı olmaktır. Eğer zihinsel olarak bir insan felakete, depreme, doğal afete ve başka olaylara karşı zihinsel olarak kendini hazırlıyorsa psikolojik sağlamlık oluşturur. O olay önüne geldiği zaman orantısız tepki vermez.”
 
ÇOCUKLAR O ANDA YETİŞKİNLERİ GÖZLEMLİYOR
Depremden korkmanın beklenen bir davranış olduğunu ancak korkudan sonraki tepkilerin bireyin seçimi olduğunu ifade eden Tarhan, “Deprem önümüzde her zaman bir seçenek olarak var. Böyle durumlarda ilk büyük depremin ardından artçı depremlerin de gerçekleşmesi muhtemeldir. Böyle durumlarda kişi depreme zihinsel olarak hazır olabilmesi için yeni bir deprem olsa ne yapacağım diye düşünmesi gerekir. Çocukların böyle durumlarda depremle ilgili korkuları yetişkinlere kıyasla çok daha sarsıcı olabiliyor. 10 yaşının altındaki çocuklarda gerçeklik duygusu yeterli şekilde oluşmadığı ve yaşam tecrübeleri yeterli olmadığı için onların zihinsel olarak hazırlanmaları çok zor. Bu nedenle onlar deprem anında büyüklerin hal ve davranışlarına bakarlar. Büyükler böyle durumlarda sakin ol der ama beden dili sakin ol demiyorsa annenin babanın söylemlerinin hiçbir önemi kalmıyor. Ebeveynler çocuklarını depremden korumak istiyorlarsa önce kendi streslerini yönetmeyi başarmaları gerek. Kendilerinin panik yapmadan sakin soğukkanlı olmaları ve çocuklarına her şeyin kontrol altında duygusunu vermeleri şart” dedi.
 
“ÇOCUKLARI YANINIZDAN UZAKLAŞTIRMAYIN”
Okul öncesi ya da 5–6 yaşındaki çocukların korku hissetmesinin doğal olduğunu ve o korkuya karşı nasıl tepki vereceğini sonradan öğrenebileceğini söyleyen Tarhan sözlerine şöyle devam etti; “Bunu öğrenmesi için çocuğun kendi iç bilgi birikimi hayat tecrübeleri yeterli değil. O anda hemen anne ve babasına bakacak, çevresine bakacak. Eski yaklaşımlar şöyleydi; ‘Bir yerde deprem varsa aman çocukları uzaklaştırın’. Travmayı kronikleştirdiği için o şekilde bir davranış çocuklara verilecek en büyük zarar. Çocuk ancak anne ve babasının ya da güvenli kişilerin yanında kendini güvende hisseder. Çocuk güvendiği kişilerin yanından uzaklaştığında anneye babaya ne olduğunu da düşüneceği için yaşadığı korku 1 iken 2 iken 3’e çıkar. O nedenle deprem yerinde çocukları uzaklaştırmak değil anne ve baba ile güvenli alan oluşturulması gerekiyor.”
 
KONTROL DUYGUSU GELİŞTİRMEK BECERİDİR
Türkiye'nin deprem kuşaklarının kesiştiği bir yerde olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Farklı şehirlerde deprem olduğunda bireyler kendi bulundukları yerde de deprem olmasına karşı fiziksel ve psikolojik olarak hazırlıklı olmalı. Eğer böyle bir durumda hiçbir tedbir alınmıyorsa onun üzerinde düşünmek gerek. Çocuğa yaklaşırken ‘bak burada deprem oldu ama korku yaşaman gayet beklenen bir durum, depremle ilgili tedbirlerimizi aldık bu nedenle kontrol duygusunu harekete geçireceğiz’ diyerek de çocuğun kontrol duygusunu ön plana çıkarmak gerek. İnsanın kontrol edebileceği, gücünün yettiği durumlar olduğu gibi yetmediği durumlar da var. Bireyler, böyle durumlarda kontrol nerede başlayıp nerede bittiğine aklı ile karar veriyor” dedi.
 
ZİHİNSEL HAZIRLIK DA GEREKİYOR
Tarhan ebeveynlerin desteğiyle çocuklarda kontrol duygusunun geliştirilmesini ifade ederek sözlerine şöyle devam etti; “Çocuklar için vurgularsak anne ve babanın çocuğu rahatlatması için önce kendilerini sakinleştirmeleri gerekiyor. Anne ve baba o anlarda panik yaşıyorsa çocuğun korkusu 5’e çıkar. Annenin babanın böyle durumlarda kendilerinin inanması gerek korkmadığına. Korkma deyip gece uyumazsa ya da ufak bir sarsıntıdan hemen panik yapıp kaçarlarsa çocukların korkusu daha da artar en büyük zararı çocuklar hisseder. Bu duyguları yönetmek bir beceridir. Beklemediğimiz, ön göremediğimiz durumlarla karşılaştığımızda ne yapacağımızı bilmemiz gerekiyor. Böyle doğal afetler, çocuğa hayatın bazı kaçınılmaz yönlerini söyleyerek onlarla baş etme, stresi yönetebilme becerisi kazandırabilmek için fırsattır. Depreme sadece fiziksel hazırlıklı olmak yetmiyor. Depreme psikolojik olarak da zihinsel olarak da hazırlıklı olmamız gerekiyor.”

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum