Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler mezunu ve Kirpi Dergisi yazarı Sevimbike, Kocaeli bölgesini baz aldığımızda Gebze’nin ciddi bir okur kitlesinin olduğunu, her türlü sanatsal adıma aç ve hazır bulunduğunu söyledi. 2012 yılında çıkarttıkları Kirpi Dergisi’ne de değinen Sevimbike, 5 sayı çıkan derginin uzun bir süre sonra 6. sayısıyla okurlarıyla buluşacağının haberini verdi.“SANATSAL ANLAMDA BİR SES OLUŞTURMAYI HEDEFLEDİK”
Sevimbike, Kocaeli Üniversitesi’nde eğitim gördüğü yıllarda çıkarttıkları Kirpi Dergisi’ nin çıkış noktasının Bologna sürecine yönelik yapılan eylemler olduğunu söylerken, “İlk sayımız 2011- 2012 eğitim öğretim yılının Nisan ayında çıktı. Bu süreç öncesi Bologna eylemleri vardı. Dergi kadrosunun da öncülük ettiği bir eylemdi. ‘Özgür üniversite’, ‘Özgür bilim’, ‘Nitelikli üniversite’ parolasıyla yaptığımız bu eylemler sonrası sanatsal anlamda da bir ses oluşturmayı hedefledik. Bologna Süreci; Üniversite-Sanayi işbirliği adı altında Avrupa Birliği’ne entegre olma programı. Elbette güzel bir süreç fakat bizdeki işbirliği ile Avrupa’daki Sanayi-Üniversite işbirliği çok farklı. Avrupa’da bu işbirliği teknoloji tabanlı ve sektörle gelişme gösteriyor ama Türkiye’de bundan söz edilemez. Dergi işte tam bu çelişkinin merkezinde ortaya çıkıyor. Hem yerel bazda edebiyata bir kapı açıyor hem de KOÜ’de yapılan edebi çalışmaları içeriyor” dedi.“DÜZENLENEN SANATSAL ETKİNLİKLER TATMİN EDİCİ DEĞİL”
Derginin ilk sayısında Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ile yaptıkları röportajı çok değerli bulduğunu söyleyen Sevimbike, “Hamzaoğlu o dönemlerde Dilovası’nda kanser risklerini araştırıyordu. Bundan dolayı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’yle davalık oldu. Yahya Kaptan Anadolu Lisesi’nden mezun olduğum için olayları yakından takip etme fırsatım oldu. Dünyanın en kirli yeri Dilovası. Sanayinin bütün kirliliği burada. Bu konuyu dergiye taşımamız biraz da derginin duruşunu gösteriyor. Aslında dergi ‘Kent’ yaratmaya çalışıyor. Bu konu yazar kadrosuna ve derginin değindiği noktalara bakılınca net bir şekilde görülüyor. Bakın bölgemizde bir tane arkeoloji müzesi var. Peki kaç kişinin bu müzeden haberi var? ya da Eskihisar Kalesi! Kaç kişi kullanabiliyor? Bölgemiz belediyelerinin düzenlediği sanatsal etkinliklere bakıyoruz, tatmin edici hiçbir şey yok. Bunu sanatsal anlamda etkin olan belediyeleri göz önüne alarak söylüyorum. Konuya bu şekilde yaklaşmamız lazım. Bir şeyleri değiştirme gayemiz var. Bu adımı atarken sadece siyaset yetmez. Değişimin sanatsal ve estetik bir görüşü de olmalı, kısaca dünya görüşü olmalı” şeklinde konuştu.“ÜNİVERSİTE BİTİNCE KİŞİSEL HAYAT KAYGILARI BAŞLADI”
Derginin kısa soluklu olmasının nedenini yazar kadrosunun mezun olmasına ve koordinasyonun kopmasına bağlayan Sevimbike, “Üniversite bitince insanlarda kişisel hayat kaygıları baş gösterdi. Bu süreçte derginin devamını getiremedik. Fakat iletişimimiz hiçbir zaman kopmadı. Zaman zaman bir araya gelerek toplantılar yapmaya devam ettik. Son sayımızdan bu yana uzun bir süre geçti. Bu süreçte bizim hayatımız da düzene girdi. Kısa bir zaman sonra 6. sayımızı çıkartmayı düşünüyoruz. Bazı adımlar attık ve çalışmalarımızı hızlandırdık. Yakında dergimizi çıkartmış olacağız” diyerek sözlerini tamamladı.
Haber: Semih KIR
Sevimbike, Kocaeli Üniversitesi’nde eğitim gördüğü yıllarda çıkarttıkları Kirpi Dergisi’ nin çıkış noktasının Bologna sürecine yönelik yapılan eylemler olduğunu söylerken, “İlk sayımız 2011- 2012 eğitim öğretim yılının Nisan ayında çıktı. Bu süreç öncesi Bologna eylemleri vardı. Dergi kadrosunun da öncülük ettiği bir eylemdi. ‘Özgür üniversite’, ‘Özgür bilim’, ‘Nitelikli üniversite’ parolasıyla yaptığımız bu eylemler sonrası sanatsal anlamda da bir ses oluşturmayı hedefledik. Bologna Süreci; Üniversite-Sanayi işbirliği adı altında Avrupa Birliği’ne entegre olma programı. Elbette güzel bir süreç fakat bizdeki işbirliği ile Avrupa’daki Sanayi-Üniversite işbirliği çok farklı. Avrupa’da bu işbirliği teknoloji tabanlı ve sektörle gelişme gösteriyor ama Türkiye’de bundan söz edilemez. Dergi işte tam bu çelişkinin merkezinde ortaya çıkıyor. Hem yerel bazda edebiyata bir kapı açıyor hem de KOÜ’de yapılan edebi çalışmaları içeriyor” dedi.“DÜZENLENEN SANATSAL ETKİNLİKLER TATMİN EDİCİ DEĞİL”
Derginin ilk sayısında Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ile yaptıkları röportajı çok değerli bulduğunu söyleyen Sevimbike, “Hamzaoğlu o dönemlerde Dilovası’nda kanser risklerini araştırıyordu. Bundan dolayı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’yle davalık oldu. Yahya Kaptan Anadolu Lisesi’nden mezun olduğum için olayları yakından takip etme fırsatım oldu. Dünyanın en kirli yeri Dilovası. Sanayinin bütün kirliliği burada. Bu konuyu dergiye taşımamız biraz da derginin duruşunu gösteriyor. Aslında dergi ‘Kent’ yaratmaya çalışıyor. Bu konu yazar kadrosuna ve derginin değindiği noktalara bakılınca net bir şekilde görülüyor. Bakın bölgemizde bir tane arkeoloji müzesi var. Peki kaç kişinin bu müzeden haberi var? ya da Eskihisar Kalesi! Kaç kişi kullanabiliyor? Bölgemiz belediyelerinin düzenlediği sanatsal etkinliklere bakıyoruz, tatmin edici hiçbir şey yok. Bunu sanatsal anlamda etkin olan belediyeleri göz önüne alarak söylüyorum. Konuya bu şekilde yaklaşmamız lazım. Bir şeyleri değiştirme gayemiz var. Bu adımı atarken sadece siyaset yetmez. Değişimin sanatsal ve estetik bir görüşü de olmalı, kısaca dünya görüşü olmalı” şeklinde konuştu.“ÜNİVERSİTE BİTİNCE KİŞİSEL HAYAT KAYGILARI BAŞLADI”
Derginin kısa soluklu olmasının nedenini yazar kadrosunun mezun olmasına ve koordinasyonun kopmasına bağlayan Sevimbike, “Üniversite bitince insanlarda kişisel hayat kaygıları baş gösterdi. Bu süreçte derginin devamını getiremedik. Fakat iletişimimiz hiçbir zaman kopmadı. Zaman zaman bir araya gelerek toplantılar yapmaya devam ettik. Son sayımızdan bu yana uzun bir süre geçti. Bu süreçte bizim hayatımız da düzene girdi. Kısa bir zaman sonra 6. sayımızı çıkartmayı düşünüyoruz. Bazı adımlar attık ve çalışmalarımızı hızlandırdık. Yakında dergimizi çıkartmış olacağız” diyerek sözlerini tamamladı.
Haber: Semih KIR









