Gebze Teknik Üniversitesi’ de(GTÜ)kadın personeli ile bir araya gelen GTÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün kadın çalışanların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutladı. Kahvaltı programına Kentin Kadıları Platformu da katılım gösterdi. Kahvaltı boyunca GTÜ Müzik Kulübü tarafından canlı müzik yapıldı. görgün kahvaltıda personeli ile aynı masada kahvaltısını yaparak, uzun süre onlarla ilgilendi. Kendi elleri ile cay servisi de yapan Görgün, kadınların hayatımızda ne kadar önemli olduğunu vurgulayan bir konuşma yaptı.KADINLAR EN ASLİ UNSUR
GTÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, “Cumhuriyetin ilk yıllarında, gerçekleştirilen Atatürk Devrimlerinin bir kısmı, kadınların her alanda erkeklerle eşit haklara sahip olmasını hedeflemiştir. Böylelikle kadınların, fikri ve duygusal katkısını karar mekanizmalarımıza katarak, daha yaşanabilir bir dünyaya doğru ilerlemeye başladık. Öyle bir anlayış vardır ki, sanki medeniyetler, kültürler devletler erkekler tarafından kurulur, tarih erkekler tarafından yazılır. Hâlbuki tüm bunların hayata geçmesinde en asli unsur kadınlardır. Onların katkıları olmasaydı insanlık tarihi yazılamazdı. Eğer Hz. Hatice’nin ahlakı ve sosyal hayattaki etkinliği olmamış olsaydı, Hz. Peygamber’in o ulvi görevi yapmasında daha ilk aşamada çok büyük zorluklar yaşanırdı. Hz. Fatıma olmamış olsaydı, merhameti ve şefkati tanımamış olurduk.” diye konuştu.
KADINLAR OLMADAN OLMAZ
Kadının Türk tarihindeki yerinin önemini anlatan Görgün, “Yine Anadolu’ya, kültürümüzün mührünü vuran Ahilik Teşkilatı’nda kadınlar her zaman kurucu unsur olmuştur. Vatan toprakları işgal altındayken tek fedakârlığı yapan cepheye giden genç yavrular değil, onları annelik duygusunu da aşarak cepheye gönderen analarıdır. Nene Hatun’u cephede en önde savaşmaya iten güç, bir milleti ayakta tutmuştur. Halide Edip Adıvar’ın Sultanahmet mitingindeki seslenişi, bir milleti ayağa kaldıran sesleniştir. Tarihteki ilk kadın hükümdar bir Türk devleti olan İskitlerin hükümdarı Tomris Hatun’dur. Çok daha yakın tarihte, Cumhuriyet’in ilk yıllarına geldiğimizde, kızların askeri okula kabul edilmediği bir dönemde, bütün şartları zorlayarak başarılı bir savaş pilotu olarak adını tüm dünyaya duyuran Sabiha Gökçen’dir. Günümüzde de sanattan spora, eğitimden, bilime kadar pek çok yerde göğsümüzü kabartan kadınlarımız var. Bu tarih ve özellikler bilinmediği zaman maalesef tek cinsiyete dayalı bir anlayışla her şeyin kurulabileceği kanaati yaygınlaşmaya başlıyor.” şeklinde konuştu.KADINA ŞİDDETİ KABUL ETMİYORUZ
Konuşmasına devam eden Görgün, “Bizim medeniyetimizde kadın, hem toplumun hem de toplumun çekirdeği olan ailenin temelidir. Aile, doğru alışkanlıkların yerleştirilmesi ve bir sonraki nesle aktarılması için dayanacağımız en güçlü yapıdır. Eğer bir millet, aile olma kabiliyetini yitirmişse, her şeyini yitirmiş demektir. Bir anne olarak, bir eş olarak ya da bir evlat olarak kadın, toplumu şekillendiren ve ülkeye istikamet çizen bir varlıktır. Kadın mutluysa, huzurluysa toplum mutludur, ülke huzurludur. Kadına kalkan her el, insanlığa kalkmıştır. Kadının haysiyetine yönelik her saldırı, tüm insanlığa yapılmıştır. Hz. Mevlâna, bugünün dünyasında yaşanan ‘kadına şiddet’ konusunda 8 yüzyıl önce şunları söylüyor: ‘Bilgisizlere gelince, onlar kendilerini kadından üstün zannederler. Çünkü onlar sert ve kaba adamlardır. Onlarda acıma, lütuf, sevgi azdır. Bilmezler ki; asıl insanlık vasıfları sevgi ve şefkattir.’ Bu düşüncelerle, yaşamımızın her anında varlıklarıyla onurlandığımız, gönlümüzün ilacı, evimizin temeli, derdimizin çaresi, neşemizin kaynağı ve geleceğimizin mimarı, sevgi ve şefkat kaynağımız değerli kadınlarımızın, Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum.” ifadelerini kullandı.
GTÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, “Cumhuriyetin ilk yıllarında, gerçekleştirilen Atatürk Devrimlerinin bir kısmı, kadınların her alanda erkeklerle eşit haklara sahip olmasını hedeflemiştir. Böylelikle kadınların, fikri ve duygusal katkısını karar mekanizmalarımıza katarak, daha yaşanabilir bir dünyaya doğru ilerlemeye başladık. Öyle bir anlayış vardır ki, sanki medeniyetler, kültürler devletler erkekler tarafından kurulur, tarih erkekler tarafından yazılır. Hâlbuki tüm bunların hayata geçmesinde en asli unsur kadınlardır. Onların katkıları olmasaydı insanlık tarihi yazılamazdı. Eğer Hz. Hatice’nin ahlakı ve sosyal hayattaki etkinliği olmamış olsaydı, Hz. Peygamber’in o ulvi görevi yapmasında daha ilk aşamada çok büyük zorluklar yaşanırdı. Hz. Fatıma olmamış olsaydı, merhameti ve şefkati tanımamış olurduk.” diye konuştu.
KADINLAR OLMADAN OLMAZKadının Türk tarihindeki yerinin önemini anlatan Görgün, “Yine Anadolu’ya, kültürümüzün mührünü vuran Ahilik Teşkilatı’nda kadınlar her zaman kurucu unsur olmuştur. Vatan toprakları işgal altındayken tek fedakârlığı yapan cepheye giden genç yavrular değil, onları annelik duygusunu da aşarak cepheye gönderen analarıdır. Nene Hatun’u cephede en önde savaşmaya iten güç, bir milleti ayakta tutmuştur. Halide Edip Adıvar’ın Sultanahmet mitingindeki seslenişi, bir milleti ayağa kaldıran sesleniştir. Tarihteki ilk kadın hükümdar bir Türk devleti olan İskitlerin hükümdarı Tomris Hatun’dur. Çok daha yakın tarihte, Cumhuriyet’in ilk yıllarına geldiğimizde, kızların askeri okula kabul edilmediği bir dönemde, bütün şartları zorlayarak başarılı bir savaş pilotu olarak adını tüm dünyaya duyuran Sabiha Gökçen’dir. Günümüzde de sanattan spora, eğitimden, bilime kadar pek çok yerde göğsümüzü kabartan kadınlarımız var. Bu tarih ve özellikler bilinmediği zaman maalesef tek cinsiyete dayalı bir anlayışla her şeyin kurulabileceği kanaati yaygınlaşmaya başlıyor.” şeklinde konuştu.KADINA ŞİDDETİ KABUL ETMİYORUZ
Konuşmasına devam eden Görgün, “Bizim medeniyetimizde kadın, hem toplumun hem de toplumun çekirdeği olan ailenin temelidir. Aile, doğru alışkanlıkların yerleştirilmesi ve bir sonraki nesle aktarılması için dayanacağımız en güçlü yapıdır. Eğer bir millet, aile olma kabiliyetini yitirmişse, her şeyini yitirmiş demektir. Bir anne olarak, bir eş olarak ya da bir evlat olarak kadın, toplumu şekillendiren ve ülkeye istikamet çizen bir varlıktır. Kadın mutluysa, huzurluysa toplum mutludur, ülke huzurludur. Kadına kalkan her el, insanlığa kalkmıştır. Kadının haysiyetine yönelik her saldırı, tüm insanlığa yapılmıştır. Hz. Mevlâna, bugünün dünyasında yaşanan ‘kadına şiddet’ konusunda 8 yüzyıl önce şunları söylüyor: ‘Bilgisizlere gelince, onlar kendilerini kadından üstün zannederler. Çünkü onlar sert ve kaba adamlardır. Onlarda acıma, lütuf, sevgi azdır. Bilmezler ki; asıl insanlık vasıfları sevgi ve şefkattir.’ Bu düşüncelerle, yaşamımızın her anında varlıklarıyla onurlandığımız, gönlümüzün ilacı, evimizin temeli, derdimizin çaresi, neşemizin kaynağı ve geleceğimizin mimarı, sevgi ve şefkat kaynağımız değerli kadınlarımızın, Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum.” ifadelerini kullandı.





