Mahalle halkı, 36 yıldır tapu sorunlarının çözülmediğini, sokak numarası dahi bulunmayan bölgede temel hizmetlerden yoksun olduklarını dile getirdi. Vatandaşlar ayrıca, mahallede bir bakkal dahi olmadığını belirterek, “Şehir içinde ama şehirden kopuk bir hayat yaşıyoruz” siteminde bulundular. Toplantıda konuşan İlçe Başkanı Erkan Vural, Kirazpınar sakinlerinin işgalci olmadığını vurgulayarak, “Bu insanlar afet sonrası devletin yönlendirmesiyle yerleştirildikleri topraklarda yaşıyor. Onlara işgalci demek, büyük bir haksızlıktır. Asıl işgalci, bu toprakları haksız şekilde elinde tutan ve rant peşinde koşan bir avuç kişidir.” dedi.
“VATANDAŞLARIMIZ 36 YILDIR
TAPU SORUNU YAŞIYOR”
Bölgede yaşayan vatandaşların 36 yıldır tapu sorunuyla mücadele ettiklerinin altını çizen Vural sözlerini şöyle sürdürdü, “1989 yılında devletimizin izni ve bilgisi dahilinde, Kirazpınar Mahallesi'ne yerleştirilen vatandaşlarımız, tam 36 yıldır tapu sorunu yaşamaktadır. Bu vatandaşlarımız, afet sonrası devletin yönlendirmesiyle yerleştikleri bu topraklarda haklarını aramaktan başka bir şey yapmamışken, 2020 yılında bu araziler, rantiyeciye tapu devri yapılmıştır. 40-50 dönüm hatta 100 dönümden fazla araziye sahip oldukları iddiaları dillerde dolaşırken, asıl işgalci sizsiniz! Gerçek işgalci, bu toprakları haksız yere elinde tutan, rant peşinde koşan ve halkın hakkını gasbeden bu bir avuç rantiyecidir.
HAKLI TALEPLERİ KARŞISINDA
BU HAKSIZLIK GİDERİLMELİDİR
Kanun gereği zilliyet ve tapu devri yapılacaksa, bu hak, 1989 yılında devletimizin izniyle yerleşen, yıllardır burada yaşamını sürdüren vatandaşlarımıza aittir. Bu topraklar, haklarını arayan, emeğiyle varlık gösteren, zorluklarla bu bölgede yaşamaya devam eden vatandaşlarımıza aittir. Siz, bu toprakları gasp eden işgalcilersiniz. Yıllardır mağdur edilen halkımızın haklı talepleri karşısında, bu haksızlık bir an önce giderilmelidir. Saadet Partisi olarak hakkın ve adaletin yanında olmaya devam edeceğiz! Kirazpınar Gümüşhaneliler Mahallesi'ndeki halkımız yalnız değildir ve yanındayız! Mağduriyet giderilene kadar, takipçi olmaya devam edeceğiz. Halkımızın insanca yaşam sürdürebilmesi için haklı talepleri vardır. Bu, sadece bir siyaset anlayışı değil, vicdani bir sorumluluktur. Halkımızın haklarını savunmak, devletin görevidir. Bu süreçte, halkımızın hakkı neyse sonuna kadar savunacağız ve adalet yerini bulana kadar mücadelemize devam edeceğiz.”






