Duruşma öncesi Gebze Adliye’si önünde yapılan basın açıklamasında sözcülüğü Suray Karakuş üstlendi. Karakuş, “Nisan ayında Bursa’daki otomotiv fabrikasında başlayan metal fırtınası Türkiye işçi sınıfının en önemli eylemlerinden biri oldu. On binlerce işçiyi etkisini altına alan, onlarca kente ve fabrikaya yayılan bu eylemler işçilerin yarattığı güçlü bir fırtınaydı. Patronların iş yerlerinden sopası olan sarı sendika Türk Metal’in fiyakasını çizdik. Bize sefalet ve köleliği dayatan MESS gücümüzü gösterdik” dedi.HAKKINI ARAYAN 173 KİŞİ İŞTEN ÇIKARILDI
Türk Metal çetesine karşı haklı bir isyan başlattıklarını söyleyen Karakuş, “Kendiliğinden taban örgütlenmesi biçiminde yürüyen faaliyetimiz sonucunda sendikadan istifa ettik. Bu süreçte Türk Metal fabrika yönetimiyle ortak davranarak işçilere yoğun baskı uyguladı. Ardından üretimden gelen gücümüzü kullanarak, mobbingin son bulması ve Türk Metal’in tamamen gönderilmesi için hak arama mücadelemizi başlattık. Fabrika yönetimi taleplerimizi karşılamak yerine 173 kişiyi işten çıkardı. Ancak işten atılmayı kabul etmeyince yönetim işçileri fabrikadan atmak için polise başvurdu. Bizde geri adım atmayarak direnişi dışarıya taşıdık. Direniş çadırı kurarak cevap verdik. Çadırlı direniş 110 gün sürdü. Şimdi ise işe iade davası ve sendikal tazminat için dava süreci devam ediyor” ifadelerini kullandı.BU DAVA EMEK İLE SERMAYE ARASINDANDIR
Yürütülen mücadelenin işçi sınıfının gücünü bir kez daha gösterdiğini belirten Karakuş konuşmalarını, “Bizim haklı mücadelemizi engellemek isteyenler her türlü yola başvurdular. Direnişimizin fabrikanın içerisinde yayılmasını engellemek için tel örgüler bile ördüler. Ancak direnişimiz tüm Gebze’ye yayıldı. Biliyoruz ki işçinin yanında olması gereken Türk Metal, Koç Holdingle el ele kol kola işçi düşmanlığı yapmaktadır. Görülen bu dava hak ile haksızlık, hukuk ile hukuksuzluk, emek ile sermaye arasındandır. Bir yanda işçiler onların karşısında ise işçilerin hakkına göz koyanlar vardır. Arçelik-LG işçileri olarak mahkeme salonlarında da Türk Metal’in işçi düşmanı sendikal anlayışını mahkûm ediyoruz. Ekmeğimizin onurumuzun hakkımızın ve geleceğimizin bizden çalınmasına izin vermeyeceğiz” diyerek sonlandırdı. Yapılan basın açıklamasının ardından işçiler duruşma için mahkeme salonuna geçtiler.
Türk Metal çetesine karşı haklı bir isyan başlattıklarını söyleyen Karakuş, “Kendiliğinden taban örgütlenmesi biçiminde yürüyen faaliyetimiz sonucunda sendikadan istifa ettik. Bu süreçte Türk Metal fabrika yönetimiyle ortak davranarak işçilere yoğun baskı uyguladı. Ardından üretimden gelen gücümüzü kullanarak, mobbingin son bulması ve Türk Metal’in tamamen gönderilmesi için hak arama mücadelemizi başlattık. Fabrika yönetimi taleplerimizi karşılamak yerine 173 kişiyi işten çıkardı. Ancak işten atılmayı kabul etmeyince yönetim işçileri fabrikadan atmak için polise başvurdu. Bizde geri adım atmayarak direnişi dışarıya taşıdık. Direniş çadırı kurarak cevap verdik. Çadırlı direniş 110 gün sürdü. Şimdi ise işe iade davası ve sendikal tazminat için dava süreci devam ediyor” ifadelerini kullandı.BU DAVA EMEK İLE SERMAYE ARASINDANDIR
Yürütülen mücadelenin işçi sınıfının gücünü bir kez daha gösterdiğini belirten Karakuş konuşmalarını, “Bizim haklı mücadelemizi engellemek isteyenler her türlü yola başvurdular. Direnişimizin fabrikanın içerisinde yayılmasını engellemek için tel örgüler bile ördüler. Ancak direnişimiz tüm Gebze’ye yayıldı. Biliyoruz ki işçinin yanında olması gereken Türk Metal, Koç Holdingle el ele kol kola işçi düşmanlığı yapmaktadır. Görülen bu dava hak ile haksızlık, hukuk ile hukuksuzluk, emek ile sermaye arasındandır. Bir yanda işçiler onların karşısında ise işçilerin hakkına göz koyanlar vardır. Arçelik-LG işçileri olarak mahkeme salonlarında da Türk Metal’in işçi düşmanı sendikal anlayışını mahkûm ediyoruz. Ekmeğimizin onurumuzun hakkımızın ve geleceğimizin bizden çalınmasına izin vermeyeceğiz” diyerek sonlandırdı. Yapılan basın açıklamasının ardından işçiler duruşma için mahkeme salonuna geçtiler.







