Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Mardin’in Nusaybin ilçesinde bayrağımıza yönelik çirkin saldırıya tepki göstererek Gebze Eskiçarşı güzergâhında ‘Bayrağa Saygı Yürüyüşü’ düzenlemişti. Yoğun katılım olması beklenen yürüyüşe beklenen ilgi gösterilmeyince Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Gebze Şubesi Başkanı Salih Türk, dernek adına bir yazılı açıklama yaparak durumu eleştirdi. Türk açıklamasında yapılan yürüyüşün hiçbir siyasi parti ile ilişkilendirilmediğine değinerek şunları kaydetti, “30 Ocak 2026 tarihinde, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Gebze Şubesi olarak şehit ailelerimiz ve kahraman gazilerimizle birlikte ‘Bayrağa Saygı Yürüyüşü’ gerçekleştirdik. Bu yürüyüş ne bir partinin arka bahçesidir, ne de herhangi bir siyasi hesabın parçasıdır. Afişlerimizde ve davetlerimizde açık ve net şekilde ifade edilmiştir. Buna rağmen, davet edilen tek bir STK yönetimi dahi çıkıp ‘ben buradayım’ deme iradesi gösterememiştir. Bu durum, sivil toplum adına ciddi bir sorgulamayı zorunlu kılmaktadır.
SORUMLULUK ALANLARA TEŞEKKÜR EDERİZ
Ancak hakkı teslim etmek gerekir, bu anlamlı yürüyüşte bizleri yalnız bırakmayan, Gebze, Darıca, Çayırova ve Dilovası MHP İlçe Başkanları, Gebze Ülkü Ocakları Başkanı, Gebze Yeni Refah Partisi İlçe Başkanı, STK Temsilcisi Celalettin Yaylak ve Gebze SHM Kadriye Aydemir katılım sağlayarak sorumluluk almış, duruş göstermiştir. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Ne var ki, yürüyüş alanında bulunmayan, bayrağın altına girmeyen, şehit ailesinin yanında duramayan bazı çevreler, iş klavye başına gelince bir anda cesaretlenmiş, iftira ve hadsizlikte sınır tanımamıştır. Soruyoruz ve cevabını açıkça istiyoruz. Bayrak için yürüyecek yüreğiniz mi yoktu? Şehit ailesinin yanında duracak omurganız mı yoktu? Yoksa korktunuz mu? Koca Gebze’de, Eskiçarşı’da yürüyen şehit aileleri ve gazileri yalnızca bir gencin alkışlaması, geri kalanların suskunluğu, toplumsal duyarsızlığın, kaçışın ve sorumluluktan saklanmanın açık göstergesidir. O sessizlik bir tercihtir ve tarih bu tercihi kayda geçirmiştir.
BİZ EVLADIMIZIN TABUTUNA SARILDIK
Bizler, evladını toprağa vermiş analarız, kolunu, bacağını, gözünü vatan toprağında bırakmış gazileriz, bayrak düşmesin diye bedenini siper etmiş insanlarız. Bizler susarsak, bu bayrağı kim taşıyacak? Bizler yürümezsek, bu vatana kim sahip çıkacak? Klavye başında ahkâm kesenlere açık ve net söylüyoruz: Siz yazarken, biz kan verdik. Siz yorum yaparken, biz evladımızın tabutuna sarıldık. Siz rahat koltuklarınızda konuşurken, biz uzuvlarımızı bu topraklara bıraktık. Hiç kimse, bir şehit anasının gözlerinin içine bakmadan bize söz söyleme hakkına sahip değildir. Hiç kimse, bir gazinin eksik uzvunu görmeden ahlak dersi veremez. Bu vatan yorumlarla kurulmadı. Bu bayrak sessizlikle yükselmedi. Bu topraklar bedel ödeyenlerin omuzlarında vatan oldu. Kimse bizden susmamızı beklemesin. Kimse bize sınır çizmeye kalkmasın. Biz bayrak için konuşmaya devam edeceğiz. Biz vatan için yürümeye devam edeceğiz.
Yanımızda duranla yol yürürüz. Durmayanı tarih kendi yerine yazar.”





