İnsan kime kırılır ?
'Dost' dediğine.
'Dost' dediğine.
İnsan kime darılır ?
'Can' bildiğine.
'Can' bildiğine.
Ben sana kırgın ve dargınsam eğer;
Suç sende değil,
Seni candan öte dost bilen bende.….! Demiş; Bedirhan Gökçe
Suç sende değil,
Seni candan öte dost bilen bende.….! Demiş; Bedirhan Gökçe
Bu gün düşmanların baskısı altında sıkıntı yaşayan müslümanlar kardeşlerimiz ümmetin sessizliğine kızgınlar. Oysa onlar biliyorlardı. “İnananların kardeş olduğunu”. Kardeşi el uzatırdı, kardeşi dara düştüğünde. Şimdi onlar düştüler. Hemde öyle bir düşüş ki; tüm dünya ayağa kalktı da bir müslümanlar ayağa kalkamadılar. Kalkamazlar çünkü o sessiz yığınların müsteşrikler, müstekbirler ayaklarına prangalar bağlamışlar. Varlıkları o zalimlerin insafına kalmış. Bir parmakla ümmetin liderlerini tehdit ediyorlar da. Onlardanda hiç bir ses çıkmıyor. Çünkü onlar varsa , bunlar koltuklarını devam ettirecekler.
Ne deyim sizlere ey masumlar , ey mazlumlar. Sizler ne şanslı yiğitlersiniz ki bir davanız , bir kavganız var. Sizler bir de bizi görseniz. Hayatta gayesi olmayan, hayatı yeme içmeden ibaret zanneden insan demeye ar ettiğim varlıklar arasında yaşıyoruz.
Bütün bunları düşündükçe hüzün çöküyor sol tarafıma. Ve sahip olamıyorum göz yaşlarıma. Yine hüzün bulutları , gönlümün misafiri. Gelme bu aralar gönlüme ey sevinç. Çünkü özel bir misafirim var. Hüzünlerimi beslemem lazım. Belki o hüzünler tarafımı benim için belli edecek. Belki bir iki damla gözyaşı hazırlanmış ateşi söndürecek. Belki akan o göz yaşı hürmetine Allah ; mazlumlara Zafer nasip edecek. Ama bu sıkıntılara katlanmak ne kadarda zor.
Bu sıkıntıların ana sebebinin ümmetin verdikleri “0” sözü yerine getirmediklerinden kaynaklandığını çok iyi biliyorum. Çocukluğumda hep dinlediğim ve ümmetin kurtuluşunun verdikleri “O” söze sadık kalmalarıyla gerçekleşeceğini bildiğim , o satırları siz okurlarımla paylaşmayı uygun gördüm.
Haydi buyurun o zaman.
Hani söz vermiştik
Alem-i Ervahta
“Belâ” demiştik “Elestü bi Rabbiküm” sualine
Yaratıcı, rızk verici ve yegane kanun koyucu olarak Allah’tan başka
ilah, önder olarakta onun Resulünden başkasını tanımayacaktık. Hani söz vermiştik...
Hani söz vermiştik... Erkamın evinde
Hangi şart ve ortamda olursa olsun “ilai kelimetullah” misyonunu yürütecek
Musibetlerden yılmayacak, hiçbir tehditten korkmayacak
Gerekirse ölümlerin en güzeline talip olacaktık Hani söz vermiştik... Akabe tepesinde
Kendimizi ve Ailemizi koruduğumuz gibi kanımızla, malımızla ve canımızla koruyacaktık Resulüllah’ı
Hani söz vermiştik... Akabe tepesinde
Doğru olan her şeyde Resule itaât edecektik.
Rabbani davayı elden ele, gönülden gönüle, balçıkla sıvanmayan hakikat
güneşini, cihadsız ve şahadetsiz bırakarak lekelemeyecektik. Hani söz vermiştik... Medine’de
güneşini, cihadsız ve şahadetsiz bırakarak lekelemeyecektik. Hani söz vermiştik... Medine’de
Hani söz vermiştik... dünya kardeşliğinin en güzel teşekkül etmeye başladığı Medine’de
Kıyamete kadar tüm müslümanlar kardeş olacaktı, ve bizler muhakkak ki
“mü’minler kardeştir” ferman-ı ilahisine gönülden bağlanacak,
Vücudumuzun azaları gibi birbirimizin derdi ile dertlenip sevinçlerimize ortak olacak,
“Komşusu açken, tok yatan bizden değildir.” düsturuna Komşuluk bildirisine, kardeşliğin en alt eşiği olarak bakacaktık. Hani söz vermiştik... Rıdvan’da
Başımızı kurutamayan ellerimizi kökünden kurutacaktık,
Kıyamete kadar tüm müslümanlar kardeş olacaktı, ve bizler muhakkak ki
“mü’minler kardeştir” ferman-ı ilahisine gönülden bağlanacak,
Vücudumuzun azaları gibi birbirimizin derdi ile dertlenip sevinçlerimize ortak olacak,
“Komşusu açken, tok yatan bizden değildir.” düsturuna Komşuluk bildirisine, kardeşliğin en alt eşiği olarak bakacaktık. Hani söz vermiştik... Rıdvan’da
Başımızı kurutamayan ellerimizi kökünden kurutacaktık,
Nemlenmemiş bir gözü, yaralanmamış, çile çekmemiş bir bedeni Mevla’ya sunmayacaktık
Mücadelesiz ve vuslata özlemsiz geçen bir günü yaşanmamış kabul edip,
doğarken nişanlandığımız ölümü, cihad masasında şehadet gömleğini
giyerek nikahlanacağımız günün hasretiyle yanıp tutuşacaktık. Hani söz vermiştik...
Ayaklarımızı vura vura Mekke’ye girerken, dinime namusuma göz diken
zalimler tekrar iş başına gelirse, mukaddes beldelere Ebreheler tekrar
saldırırsa, bizde kanatlanıp uçacak, mevlamızın ebabil kuşları olmaya
talip olacaktık.
Hani söz vermiştik... Veda Hacc’ında Resulüllaha
Cahiliye adetlerini bir daha diriltmemek üzere kökünden kurutacaktık.
Miras bırakılan emanetlere sımsıkı sarılacak. Ahkam-ı Kur’an-iyeyi tüm dünyaya hakim kılacaktık.
Ahde vefa gösteremedik Allah’ım
Zihinlerdeki hatırasını çoktan silmiştik
Zihinlerdeki hatırasını çoktan silmiştik
Şehadet mi? Çok uzaktı bizden, tanımıyorduk onu
Sözcüklerimizden bile çıkarmıştık
Çile çekmeye yanaşmadık. Öyle eğildik, öyle eğildik ki doğrulacak ne bir belimiz, kaldıracak ne bir başımız kaldı
Çile çekmeye yanaşmadık. Öyle eğildik, öyle eğildik ki doğrulacak ne bir belimiz, kaldıracak ne bir başımız kaldı
Utanıyoruz Allah’ım
Nemlenmemiş bir gözle, yara almamış bir bedenle huzuruna çıkmaya utanıyoruz.
Nemlenmemiş bir gözle, yara almamış bir bedenle huzuruna çıkmaya utanıyoruz.
Ahde vefa gösteremedik Allah’ım
Bunu biliyoruz
Ama şunu da biliyoruz ki rahmet deryanda ufacık bir damlayız
Yüzümüz yerde ama Affet Allah’ım Affet...
Esen kalın güzel insanlar.






