Eski Japonya'da idam mahkumlarının son gecelerini hep birlikte neşe içinde geçirmelerine izin verilirmiş.
Mahkûmlar, cellât da aralarında olmak üzere, hep birlikte sabaha kadar şarkı söyler, en sevdikleri yemekleri yer ve pirinç rakısı kadehlerini peş peşe yuvarlayıp mutlu olurlarmış.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte cellât, ansızın hareketlenip palasını çeker ve hafiften çakırkeyif mahkûmların kafasını, tırpanla başak biçer gibi aliverirmiş.
Yine böyle bir infaz ayininde mahkûmlar, sabahın ilk ışıklarına kadar pek güzel eğlenmişler, şarkılar söyleyerek yiyip içmişler. Derken güneşin ilk ışıkları dağların arasından görünmüş. Fakat hiçbir şey olmamış.
Mahkûmlardan biri, cellâda sormuş: " İnfaz neden gecikti? " Cellât: " Gecikmedi ki, " demiş. " Fakat kellelerimiz yerli yerinde duruyor" diye diretmiş mahkûm. " Size öyle geliyor" demiş cellât, palasına bulaşan kanı göstermiş mahkûma.
Dehşete kapılan mahkûm, " Nasıl yani? " diye mırıldanmış.
" Ben çok hızlıyımdır" demiş cellât." Ayağa kalktığın anda kellen kucağına düşecek."
Kıssadan Hisse; kelleniz çoktan gitmiş olabilir, ancak siz bunu henüz farketmemiş olabilirsiniz.
Bir şey olmuş, ama siz olan şeyi henüz idrak edemediğiniz için birşey olmamış gibi davranıyor olabilirsiniz ve kellenizin hâlâ yerinde olduğunu sanıyorsunuz.
Gerçeği anlamanız için ayağa kalkmanız gerekiyor...
Ayağa kalk!
Ayağa kalk bakalım. Hala Kellen yerinde mi?
Ayağa kalk bakalım insanı insan yapan değerlerin yerinde mi?
Ayağa kalk bakalım mukaddes değerlerin için ne yapabiliyorsun? Mukaddes değerlerin yerinde mi?
Ayağa kalk bakalım Kur’ani değerlerin hala baştacın mı?
Ayağa kalk bakalım “ güneşi sağ elime, dünyayı sol elime verseniz hakk olan davamdam vazgeçmem”diyen Rasülün ( Hz Muhammed ) sünneti yerinde mi?
Ne deyim dostlar durumuzu şöyle izah edeyim.
“Tövbe bismillah!!!
Sözde Müslüman Alman yapımı arabasından indi,
Rus yapımı asansöre bindi,
İtalyan yapımı kapıyı açarken Kore üretimi kefiyyesini ve Tayvan yapımı cilbabını düzeltti.
İsviçre yapımı saatine baktı, Bangladeş'li hizmetçisi ve çocuklarının Endonezya'lı mürebbiyesiyle Fin yapımı cep telefonuyla görüştü.
Sonra ağır adımlarla Hollanda yapımı mikrofona yöneldi ve Çin yapımı pahalı bir kalemi sallayarak;
''Sizi uyarıyorum, sakın ha gravat takmayın. Muhakkak ki gravat kafir batının bir sembolüdür" dedi.
Kalabalık tövbeler çekerek ve homurtularla sözde Müslüman saydıkları adama olan bağlılıklarını gösteren hareketler yaptılar...”
Ayağa kalk bakalım Müslüman hala Kellen yerinde mi?
Yoksa çoktan kesilmişte önüne düşmesini mi bekliyorsun.
Esen kalın.






