İnsan insana imtihan ..!
İnsan insana ihtiyaç ...;
İnsan insana ibret ...-
İnsan insana muhtaç..."
İnsan insana hasret ...
Ama.. !
Insan, insana.........
İnsan olana ve insan kalana
Bu gün islama inanan insanları bağlamışlar siyonistler, boğazlarından, müstehcenliği yayarak gözlerinden, iyiliğin merhametin güzelliği alınarak bireysellikten. İnsanların gönüllerinden hak ve adalet duygusu alınarak, insanlar arasında can ve malın emniyetini kaldırarak eminiyetten yoksun. Zahiri tarafı, maddi yönü besleterek, maneviyattan uzak. Bu sıkıntıları aklı başında olan insanlar sıraladıkça sıralar…
Şimdi müslümanlar öyle oldular ki;
Hüzün elbisesi biçildi
Ruhumuza dar
yüreğimize tam oturdu...
Şimdi ve daha sonrası için ne söylesem boş.
Ama birgün,mutlaka anlatacağım sana,
Sustuklarımı...
İyi ki geçiyosun zaman,
Ya acının en derinime işlediği bir anda donsaydın? Demiş Hz. Mevlana.
Ya geçmeseydi zaman içimizde hiç umut kalmazdı insanlığın dibe vurduğu şu zamanda. Dostlar yazıma son zamanlarda okumuş olduğum Mirzâde MİRKELAM’ın bir yazısıyla baş başa bırakmak istiyorum.
İNSAN...
İnsanoğlu fezalarda dolaştı ama yanındaki insana ulaşamadı,
Nice menziller katetti, uzaya gitti ama hemen yanındaki çiçeği göremedi,
Güneşin aydınlığını izah etti, ama ruhundaki karanlığı açıklayamadı,
Hızlı uçaklar arabalar üretti ama kendini daha çok tüketti.
Zaten kendi adına tüketici dedi...
Yüksek binalarda oturdu ama küçük akıllarda yaşadı,
Çok geniş evleri oldu ama yüreği gittikçe daraldı,
Gelişmiş ilaçlar üretti, ama kalbine derman bulamadı,
Robotlara duygu aktarsa da, kendisi robotlașmaya başladı,
Nice maddenin kimyasını çözdü, ama kim olduğunu anlayamadı, ruhunun kimyasını bozdu Modaları takip etti ama kalbini izleyemedi,
Uzaydaki kara delikleri keşfetti ama yüreğinin boşluğa düştüğünü göremedi,
Şöhretin zirvesine çıktı ama yalnızlığın kuyularında yaşadı,
Göklerde uçtu, ama yazık ki yerde çürüdü,
Çok hızlı aletler geliştirdi, ama ruhuyla bağlantısını kaybetti
Çok şey bildi, ama hiçbir şey öğrenemedi,
Kalın kalın kitaplar okudu, ama sevgi ve hikmet alfabesini kaybetti,
Okul müfredatlarını bitirdi ama bir türlü gönül müfredatına başlayamadı
Bedenini güçlü hale getirdi, ama küçük bir mikroba mağlup olmaktan kurtulamadı,
Dış görünüşü ışıltılı ve parlak bir hale geldi, ama ruhu yok oluş yolunda kaldı
Yeni kavramlar geliştirdi ama "insan olma " kavramının özüne inemedi,
Çok şey buldu ama kendini kaybetti, Parlak bir zekası oldu ama ferasetli bir kalbe sahip olamadı. Geçmişi ile çok övündü ama geleceğe övünülecek bir dünya bırakmadı
Yani insan çok oldu ama azlıkta kaybetti. Her şeyi okudu, kendini bir türlü okuyamadı... Kendini okumak, kendini bulmak ümidiyle.
Esen kalın güzel insanlar.
Mübarek Şehir (Gazze) 31
İnsan insana imtihan ..!
İnsan insana ihtiyaç ...;
İnsan insana ibret ...-
İnsan insana muhtaç..."
İnsan insana hasret ...
Ama.. !
Insan, insana.........
İnsan olana ve insan kalana
Bu gün islama inanan insanları bağlamışlar siyonistler, boğazlarından, müstehcenliği yayarak gözlerinden, iyiliğin merhametin güzelliği alınarak bireysellikten. İnsanların gönüllerinden hak ve adalet duygusu alınarak, insanlar arasında can ve malın emniyetini kaldırarak eminiyetten yoksun. Zahiri tarafı, maddi yönü besleterek, maneviyattan uzak. Bu sıkıntıları aklı başında olan insanlar sıraladıkça sıralar…
Şimdi müslümanlar öyle oldular ki;
Hüzün elbisesi biçildi
Ruhumuza dar
yüreğimize tam oturdu...
Şimdi ve daha sonrası için ne söylesem boş.
Ama birgün,mutlaka anlatacağım sana,
Sustuklarımı...
İyi ki geçiyosun zaman,
Ya acının en derinime işlediği bir anda donsaydın? Demiş Hz. Mevlana.
Ya geçmeseydi zaman içimizde hiç umut kalmazdı insanlığın dibe vurduğu şu zamanda. Dostlar yazıma son zamanlarda okumuş olduğum Mirzâde MİRKELAM’ın bir yazısıyla baş başa bırakmak istiyorum.
İNSAN...
İnsanoğlu fezalarda dolaştı ama yanındaki insana ulaşamadı,
Nice menziller katetti, uzaya gitti ama hemen yanındaki çiçeği göremedi,
Güneşin aydınlığını izah etti, ama ruhundaki karanlığı açıklayamadı,
Hızlı uçaklar arabalar üretti ama kendini daha çok tüketti.
Zaten kendi adına tüketici dedi...
Yüksek binalarda oturdu ama küçük akıllarda yaşadı,
Çok geniş evleri oldu ama yüreği gittikçe daraldı,
Gelişmiş ilaçlar üretti, ama kalbine derman bulamadı,
Robotlara duygu aktarsa da, kendisi robotlașmaya başladı,
Nice maddenin kimyasını çözdü, ama kim olduğunu anlayamadı, ruhunun kimyasını bozdu Modaları takip etti ama kalbini izleyemedi,
Uzaydaki kara delikleri keşfetti ama yüreğinin boşluğa düştüğünü göremedi,
Şöhretin zirvesine çıktı ama yalnızlığın kuyularında yaşadı,
Göklerde uçtu, ama yazık ki yerde çürüdü,
Çok hızlı aletler geliştirdi, ama ruhuyla bağlantısını kaybetti
Çok şey bildi, ama hiçbir şey öğrenemedi,
Kalın kalın kitaplar okudu, ama sevgi ve hikmet alfabesini kaybetti,
Okul müfredatlarını bitirdi ama bir türlü gönül müfredatına başlayamadı
Bedenini güçlü hale getirdi, ama küçük bir mikroba mağlup olmaktan kurtulamadı,
Dış görünüşü ışıltılı ve parlak bir hale geldi, ama ruhu yok oluş yolunda kaldı
Yeni kavramlar geliştirdi ama "insan olma " kavramının özüne inemedi,
Çok şey buldu ama kendini kaybetti, Parlak bir zekası oldu ama ferasetli bir kalbe sahip olamadı. Geçmişi ile çok övündü ama geleceğe övünülecek bir dünya bırakmadı
Yani insan çok oldu ama azlıkta kaybetti. Her şeyi okudu, kendini bir türlü okuyamadı... Kendini okumak, kendini bulmak ümidiyle.
Esen kalın güzel insanlar.






