Hz. Mevlana’nın
İyi ki geçiyosun zaman,
Ya acının en derinime işlediği bir anda donsaydın? Dediği yerdeyim.
Ne bileyim, sabah sabah yine elim telefona gitti. Telefonda , yapay zekayla kodlanarak insanlığa sunulmuş iletişim aracı. Ben , bu icada iletişim aracı derim, bir başkası bilgisayar der, adı kişiden kişiye değişir.
Dünyada ki haberlere göz atarken , yine insanlığın öldüğü Gazze’den bir video İle karşılaştım. Yaşı 10’ u bulmayan bir çocuk ; kefenlenmiş bir şekilde babasının başının üst tarafında durmuş. Babasının yüzünü açmış ve ağlıyor. “ canım babam bizi artık sabah namazına kim kaldıracak”. Diye.
Sordum aynı soruyu kendime. Ben çocuklarıma karşı, islamın bu güzel hassasiyetini gösterebildim mi? Diye.
Yada o şehid olan , çocuğun babasının yerinde ben olsaydım. Benim oğlum yada kızlarım başımda ne diye ağlardı.
Yada sizler tatsaydınız şehadeti, çocuğunuz başınızda ne diye ağlardı. Ne güzel bir ders veriyor Gazze’nin yiğitleri.
Haykırıyor İmamı Şafii’nin torunları islamın o güzelliklerini.
Bir düşünce sardı beni ; Ben bu Allah’ın dünyasında, Allah’ın davasında neredeyim diye. Düşünceler aldı ve götürdü sonsuzluk diyarına.
Bu haftaki yazımı da düşünce yazısı olarak siz okurlarıma sunacağım.
Toplu mezarlarda biten Srebrenitsa Çiçeği'nden, Halepçe'de elma kokusuyla toprağa düşen Fidanlara ve sonu gelmeyen Gazze'nin şehit Güllerine değişen nedir ey dünya!.. Sen hâlâ dilsiz, kör ve sağır. Bende aynı acı, aynı sızı, aynı kahır...
Ne diyeyim. “Ya Rabbi, beni günahın aşağılından kurtarıp ibadetin yüceliğine erdir.” Diye dua edermiş Ataullah İskenderî. Aynı duaya katılıyor ve aminlerimi sunuyorum yüce yaratıcıya.
Sessizliğin hasretine sesleniyorum,
İçine gömülmek istenilen bir yer.
Hayattan kaçış, ölümün karanlığı gibi,
Her adımda tatlı ilham perilerinin buyurgan sesi,
Herkesi büyüleyen bir cazibe.
Sessizlik beni sarıp sarmalıyor, koruyor,
Yalnızlığımı dolduruyor.
Rüzgarın dalgalarında yol alacağım,
Uzaklara kaçmak için.
Yalnız kalmak, melankolik anıların sessiz gürültüsüdür,
Dikenli bir taç gibi,
Yüreğimin üzerine metanet yapıyor,
Çünkü, Acı çığlıklar zihnimde yankılanıyor.
Yumuşak sessizlik,
Düşüncelerimin nektarı, zihnimin yansıması.
En gizli kaçış hayallerinin ilham kaynağı.
Zârif bir derde düştüm...!
Soran olursa...!
Dünyanın Tenhasındayım…!
O kadar karışık"ki içim,
Kırgın"mıyım,
Sinirli"miyim, üzgün"müyüm bilmiyorum..!
Sanki başımdan aşşağı kaynar sular dökülmüş ama,
Yine de üşüyor gibiyim..!!
Kardeşliğiniz ne kadarsa, Müslümanlığınız da o kadardır.demiş
Üstad Mehmet Zâhîd Kotku hazretleri
Müslümanlar etle tırnak gibi midir gerçekten?
Sökülüyor tırnaklarımız, etiniz ve etimiz acımıyor mu?
Esen kalın güzel insanlar.






