Ne oldu bizlere? bir türlü anlamış değilim! Köklü bir medeniyet nasıl olduda özünden bir bir kopuyor. Sessiz sedasız.
Anlayamadığım bir Gerçek var. Ülkemin insanlarının yetiştirdiği nesil bir bir çöküyor.
Bir toplum çökerken gök yarılmaz, yer sarsılmaz.
Sessizce çöker…
Belki; Alarm çalmaz, sirenler ötmez.
İnsanlar gülmeye devam eder…
Gülme dedim. Sadece yapmacık. Oysaki İçi kan ağlıyor. Kimse mutlu değil. Herkesi ya en yakını vurmuş yada başka vurguncular vurmuş. Halbuki Bütün maddiyata sahip bu günün insanları. israfın dibine vuruluyor hem maddi hemde manevi olarak. İnsanlara çare olacak zamanın israfı ise dudak uçuklatacak şekilde.
Geçenlerde sessizce bir akşam üstü yağan yağmurların altından fakirhaneme geçerken, kırmızıya çalan sokak lambalarının yansımasını gördüm asvalt zeminde. O kadarda güzel resmetmişti ki sokak lambasının kırmızıya çalan rengini. Bir an düşündüm neden insanlık atasından bir şeyler almadı yada alamadık. Bir ışık hüzmesi kadarda mı olamamışız.
Tertemiz, hatasız kusursuz, dağ taş, canlı cansız her varlık islam derken neden ülkemin insanları bu eşsiz davadan habersiz. Bu güzelliklere aldırmadan hayatına devam ediyorlar.
Nedir bu özbenliğe düşmanlık. Neler oluyor? Çalan bu tehlike çanları , feryatlar, ölümler, zulümler hiç hayra alamet değil.
Neden insanlık ölüyor. Bu kadar kolay mıydı insanlığın ölümü.
Son zamanlarda gün geçmiyor ki ;bir hiç uğruna kaybedilen canları işitiyoruz, sessiz bir şekilde bedenlerin toprağa verildiğinin haberlerini okuyoruz sosyal medyadan.
İnsanlık bu hale nasıl geldi. Özellikle yaşları kırk ila altmış yaşındaki ebeveynlerin yetiştirdiği adına gençlik denilirse gençlik. Ne hale geldi Allah’ın emanet olarak verdiği o neslimiz. Nelere özeniyorlar. Ve bu hale nasıl geldiler yâda geliyorlar.
Adam bıçaklamak o kadar kolay bir şey miydi? Ne sanıyorlar adam bıçaklamayı arkadaşını kardeşini sırtından vurmayı? Hiç yaralanmış bir adam görmeden. Bir insan nasıl ölür bilmeden anlık hevesler uğruna canlar gidiyor.
Düzgün bir adam olmak, düzgün bir genç olmak bu kadar zor mu? Bu nefretin, bu kinin kaynağı nedir? Nereden geliyor bu nefret, bu kin? Nerede büyüdüler? Bi dönüp bakmazlar mı kendilerine? Ben ne yapıyorum deyip kendilerini sorgulamazlar mı? Kim bu gençlik? Bu gençliğin hayatında hiç mi sevenleri yok? Hiç Bir kişi de mi bu yitik gençliği sevmiyorlar? Bekleyenleri yok mu? Bu gençliği bu hale neler getirdi?
Önce kalpleri ölmüş.
Sonra da vicdanları ölmüş.
Sözde yaşıyorlar ama yaşayan ölüden bir farkları kalmamış.
En sonunda ise toplum ölür böyle nesillerden.
Bugün yaşadığımız bu olumsuzluklar bir “süreç” değil, çürümenin finalidir.
Buradaki yazıma sadece gençliğin adam öldürmelerini değerlendirdim. Daha neler var neler. Allah beterinden korusun.
Sahi bu kötülüğün tavan yapmasında ki sebepler neler biraz bu konuya değinmek istiyorum.
Birinci sebep: Allah’ı unutmak.
Allah korkusu gidince, insanın korkacağı hiçbir şey kalmaz ve kalmadı da.
Haram normalleşti, günah moda oldu, edep geri kafalılık sayıldı.
Hesap gününü unutan nesil, birbirinin hesabını dünyada kesmeye başladı.
İkinci sebep: Ahlâksızlığın alkışlanması. Bizim çocukluğumuzda yaklaşık kırk sene önce bir kişi adam yada kadın bir ahlaksızlık yaptığında insan içine çıkamazdı. Doğup büyüdüğü Memleketini bırakıp izini unuttururdu. Şimdi ise yaptıkları ahlaksızlıklarla yüzleri kızarmadan insan içinde geziyorlar.
Yalan başarılı, dürüstlük saf ilan edildi.
Hırsız zengin, namuslu fakir kaldı.
Kötüler sahne aldı, iyiler susturuldu.
Bu yüzden kötülük cesaretlendi, iyilik sinip köşesine çekildi.
Üçüncü sebep: Medya ve sosyal medyanın zehri.
Beğeni uğruna her rezillik meşrulaştırıldı.
Şiddet eğlence oldu, kadın meta oldu, insan izlenme sayısı oldu.
Katil diziler kahraman yaptı, arsızlar fenomen oldu.
Çocuklar ekranlardan ahlaksızlık öğrendi, aileler seyirci kaldı.
Dördüncü sebep: Adaletin ölmesi.
Güçlü her zaman kazandı, haklı her zaman ezildi. Ezen insan ezdiğinin masum olduğunu bilerek ezdi. Bu gün mahkemeler babasını dava eden evlatlarla dolu.
Devletin kapısında adalet değil, torpil konuşuldu.
Adalet gidince güven gitti; güven gidince toplum dağıldı.
Beşinci sebep: Ailenin parçalanması.
Saygı bitti, sabır bitti, merhamet bitti. Aldatmalar ayyuka çıktı. Aldatan kadınların yada erkeklerin yüzü bile kızarmıyor. Durumlarını dünyaya servis ediyorlar ekranlar aracılığıyla. Oysa böyle mi olmalıydı dünyaya medeniyet getiren toplumun nesli?
Boşanmalar arttı, cinayetler arttı, şiddet sıradanlaştı.
Aile çöktü; çünkü nefis galip geldi.
Ve acı gerçek:
Allah’ı tanımayan bir toplum ayakta kalamaz.
Kanunlar tek başına insanı iyi yapmaz.
Vicdan olmadan düzen olmaz, iman olmadan merhamet olmaz.
Bugün yaşadığımız bu rezillikler tesadüf değil.
Bu, bilinçli bir değer yıkımının sonucudur.
Ya uyanacağız…
Türk cihan hakimiyeti mefkuresi nasıl Allah’sız, Kitapsız (Kur’ân), Hz Muhammed’siz bu davaya gönül veren dava adamları dava yarenleriyle (hocalarıyla) cihana yeniden hakim olunamayacağının farkına vararak dininin ve mukaddesatının ruhundan beslenen nesilleri yetiştireceğiz. Ya da tarihe “kendini yok eden toplum” olarak geçeceğiz.






