Dervişe sormuşlar, kıymetli dostlar:
“Nedir en kıymetli olan?”
“Sözdür,” demiş.
Anlatması da zor, anlaması da…
Sokrates de bu meseleye şöyle bakar:
“Bilgelik, ne zaman konuşacağını bilmektir; zeka ise ne zaman susacağını.”
Bugün insanlık her zamankinden hızlı bir şekilde özünden uzaklaşıyor. Kimileri bunu farkında olmadan yapıyor, ama çoğunluk bilerek, isteyerek… Bu kopuş; erdemi, asaleti, nezaketi ve ahlaki dengemizi yıpratıyor. Katılaşan insanlık, bunlardan yoksun kaldıkça daha da hoyrat bir hayata savruluyor.
Ani öfkeler, düşünmeden sarf edilen sözler…
Karşımızdakini acımasızca yaralıyor; aramıza aşılması güç mesafeler koyuyor. Bu mesafeler ise önce kalplerimizi, sonra ailemizi, mahallemizi, şehrimizi ve nihayetinde ülkemizi zedeliyor. Birlik bozulunca, toplumsal huzur da sallanıyor; dinimizden dünyamıza kadar her şey etkileniyor.
İşte bu yüzden üslup, sanıldığı kadar basit bir mesele değildir.
Bir söz, zehiri bala; balı da bir anda zehire dönüştürebilir.
Nerede, nasıl ve ne şekilde konuşacağını bilmek, aslında büyük bir kemal ister.
Hayranım…
Sözü incitmeyene;
Sesini yükseltmeden konuşabilene;
Kelimesini özenle seçene…
Hayranım haddini bilene;
Ve en çok da hadsizlik karşısında bozulmayana.
Oysa bozulmak kolaydır. İnsan bir an nefsine uyar, olur biter…
Ama bozulmamak; en güzeli, en değerlisi, insanı insan yapanıdır.
Olgunluk, nüfusta yazan yaşla ölçülmez.
Kişinin kendini nasıl yetiştirdiğiyle, içinde taşıdığı sevgiyle ya da büyüttüğü nefretle ilgilidir.
Yaş sadece bir rakamdır; ancak ne acıdır ki rakamlar yükseldikçe, insanlık çoğu insandan biraz daha uzaklaşıyor.
Oysa yaşamak, doğumdan ölüme kadar süren bir saygı yolculuğudur.
Elbette bazı insanlar haddini bilmez.
Ve bazen onlara haddini bildirmek zorunda kalırsınız ki, işin en zor yanı da budur…
Çünkü anlamazlar.
Anlatamazsınız…
Eğer anlatılanı anlayabilseydik; evlerimiz, mahallelerimiz, beldelerimiz, ülkemiz ve dünyamız bugün böyle olur muydu?
Biz değiştik; her şey değişti.
Mevsimler değişti. Hayvanlar değişti.
Yediğimiz gıdalar değişti.
Dünyamız değişti.
Korkum odur ki, bu bilince hakkıyla varamazsak; önümüzdeki günlerde daha büyük kaoslar kapımızı çalabilir.
Özümüze ve sözümüze yeniden dönebilmek dileğiyle…
Esen kalın güzel insanlar.






