Hukuk konuşalım köşesinin değerli okurları, bu yazımızda evlenme yaşını değerlendireceğiz.
Türk Medeni Kanunu’nda evlenme yaşı, “Erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre biz evlenme yaşını olağan ve olağanüstü olmak üzere iki başlıkta ele alabiliriz.
1- Olağan Evlenme Yaşı: Türk Medeni Kanunu’muza göre “Küçük, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez.”. Bu hâlde kişinin on yedi yaşını doldurmuş olması gerektiği gibi ayrıca bu kişilerin varsa velilerinin izni de aranmaktadır. Her ikisinin de hayatta olması durumunda hem anne hem babanın rızası bulunmalıdır. Velayetin anne babadan birine bırakılması hâlinde velayet hakkı olan kişi, anne babadan birinin vefat etmesi halinde ise sağ kalan kişi izni verebilir. İznin evlenme başvurusunun yapılması sırasında yazılı şekilde olması gerekmektedir. Haklı bir sebep olmadan yasal temsilcinin izin vermemesi hâlinde hâkim, yasal temsilciyi dinledikten sonra bu konuda evlenmeye izin verebilir.
2- Olağanüstü Evlenme Yaşı: Bu hâlde evlenecek kişi, on altı yaşını doldurmuş olmalıdır. Ayrıca bu kişilerin evlenebilmesi için pek önemli bir sebep bulunmalı ve mahkemece de evlenmeye karar verilmelidir. Karar vermeye yetkili ve görevli mahkeme talepte bulunan kişinin yerleşim yerindeki aile mahkemesidir. Hâkim, bu durumda olanak varsa veli veya vasiyi dinlemelidir. Ancak veli ya da vasinin izni olmasa dahi mahkeme evlenmeyi uygun görebilir. Mesela on altı yaşındaki bir kişinin hamile kalmış olması durumunda yapılacak başvuru üzerine hâkim evlenmeye izin verebilir.
Özetle, Türk Medeni Kanunu’muza göre olağan evlenme yaşı olan on yedi yaşı ve olağanüstü evlenme yaşı olan on altı yaşı doldurulmadan evlenmek hiçbir şekilde mümkün değildir. Aksi hâlde, yaş şartı sağlanmadığı için evlilik geçersiz olur.
Evlenme yaşının dikkate alınmamasının diğer bir yönü cezai sorumluluğun doğmasıdır. Şöyle ki eşin on beş yaşından küçük olması hâlinde Türk Ceza Kanunu’na göre çocuğun cinsel istismarı suçu oluşur. Türk Ceza Kanunu’muza göre “Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz.”. Cinsel istismarın vücuda sair cisim veya organ sokmak sureti ile işlenmesinde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu vücut bulur. Burada ise Türk Ceza Kanunu’muza göre “Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.”. Ülkemizde maalesef çocuk yaşta evlilik sorunu bulunmaktadır. Evlenme yaşının hukuki ve cezai boyutu ile değerlendirmesini incelediğimizde bu hususun önemini bir kez daha anlamamız gerekliliği ortaya çıkacaktır.
Sağlık ve mutluluk sizlerle olsun.